Ne güzel oynardık sokakta arkadaşlarımızla. İp atlardık ne güzel. Seksek, 9 taş, saklambaç, yakalamaç, yerden yüksek, şarkılı yerden yüksek, istop, yakartop oynardık... Sahi biz ne güzel oynardık mahallede. Korkmazdık hiç düşmekten. Acıkınca eve uğrar bir şeyler alırdık evden ekmek arası. Kimi zamanda uğramadan camın altından ''Anneeeee ekmek arası bişiler yapsana noluuurrr'' diye seslenir peynir ve domatesli ya da salçalı ekmeği alırdık evden. Bizden kralı yoktu o zaman. Çokokremli ekmek lükstü bize hem salçalı ekmeğin verdiği hazzı vermez ki o. Hiç akşam olmasın isterdik, hiç güneş batmasın da hiç ayrılmayalım arkadaşlarımızdan isterdik. Bütün mahalle bizim kahkalarımızla inlerdi. Bazen eve çıkmaya da üşenirdik susayınca ''Kim çıkacak şimdi o kadar katı'' diyip karşımıza çıkan ilk apartmanın giriş katında oturan teyzeden bir bardak su isterdik. ''Teyzee bir bardak su verir misin lütfennn?'' diyip gülümserdik en içten halimizle. Oturduğum semtten mi kaynaklanır bilemem ama hiç geri çevrildiğim olmadı su istediğim teyze tarafından. Ben çok güzel ama bir o kadar da tuhaf bir mahallede büyüdüm. Aslında oturduğum semt İstanbul'un en kötü semtlerindendir. Ne tür insan ararsan vardır burada. Sur dibi derler buraya. Zaten mahallenin güzelliği burada aslında. Her tür insan iç içe yaşıyor ve kimse kimseye karışmıyor. Herkes tanır burada birbirini herkes güvenir birbirine herkes bilir kimin ne olduğunu. Üstelik semtin insanıysan kafan rahattır burada dolanırken. Bilmeyen biri ''hişt'' dese bir anda 50 kişi gelir başına. Ağızda hep aynı cümle ''Hayırdır kardeş bir sorun mu vardı?'' Böyle bir mahalle işte benimkisi de.Tinerci Çakır vardı çeşitli suçlardan hapse girmiş çıkmış en çok ta o sahip çıkardı mahallenin çocuklarına. Az kurtarmadı beni köpekten Çakır ağabey. O zaman en büyük korkum köpekti haliyle. Hiç unutmam ''Korkmayın kardeşim Çakır ağabeyiniz bir süre daha buralarda'' dediğini. Zaten o günden sonra en fazla bir iki kere gördük Çakır ağabey'i. Duyduğumuza göre hapse girmiş gene. Bu seferki suçu ağırmış ki çıkamadı hala. Böyle bir mahallede büyüdüğüm halde annem korkmazdı hiç beni dışarıya salmaktan. Zaten devamlı balkondaydı gözü gene de ne olur ne olmaz diye. Ben çok severim yaşadığım semti. Şimdi filmlerde anlatılan Kule dibi varya aynı onun gibi bizim buralar ama adı faklı biraz. Orası Kule dibi burası Sur dibi.
Bizim oturduğumuz kısmın biraz daha üst kısmında caddeye yakın kısımda oturanlar 'nezih kısım' olarak adlandırırlar oraları. Onlar bizden daha şanssız ama. Bizim gibi özgür büyümedi onlar. Onların evleri ana caddeye yakındı anneleri izin vermezdi sokağa çıkmalarına araba çarpar diye bizde camlarının önüne gider bağırırdık inadına. Ne eğlenirdik onlar bizi masum masum camdan izlerken. Ama küsmezlerdi bize. Biz hiç küslük nedir bilmezdik ki. Zaten hepimiz mahalle okuluna giderdik bir çoğumuz da aynı sınıftaydık kim neye küsüyor dip dibeyiz bütün gün.
Şimdi ki çocuklar demek için yeterince büyük müyüm bilemem ama gerçekten şimdi ki çocuklar bizim sahip olduğumuz hiç bir imkana sahip değil. Ben gerçek hayatta uçurtma peşinde koşardım onlar sanal alemde bir canavarın peşinden koşuyorlar. Benim hayal dünyam rengarenkti çocukken. Hiç kötü şeyler hayal etmezdim. O neydi öyle dinozorlar falan ne işi vardı benim hayalimde hele resimlerimde aman aman. Şimdi çocukların canavarsız kavgasız dövüşsüz hayali yok. Ben özgür büyüdüm. Koştum, düştüm, ağladım, bir top için kavga ettim yeri geldi büyük çocuklara sataştım, camdan su balonu fırlattım kızdıklarıma. Bize ses yapıyoruz diye bağıran teyzenin kocasının arabasının lastiklerinin havasını indirip evlerinin camına yumurta attığımızdan beri kimse karışmadı bize. Annelerimizde kızmadı zaten aksine hepsi birlik olup utandırdılar o kadını. ''Bırak çocuklarımızı onlar çocuk böyle büyüyecekler.'' dediler.
Ben çok özgürdüm çocukken çok afacan, çok haşarı. Ufacık bir sitenin bahçesi değildi benim oyun alanım mahallenin bütün parkları bütün sokakları bizimdi, benimdi! Benim ya bu sokaklar benim bu mahalle. Biz şanslıydık şimdikilerden biz dilediğimizce koşabiliyorduk. Öyle sanal alemde değil gerçekten koşuyorduk. Tom ve Jerry bitince Bugs Bunny başlardı o da bitince Şirinler sonra hurra sokağa. Biz sokağa çıkınca level atlardık canavar öldürünce değil. Ne biliyim ya biz şanslıydık şimdikilerden. Mesela korksak da severdik hayvanları. Ben dokunamazdım ama dokunabilen arkadaşlarımla evden yemek yollardım mahallenin köpeklerine. Şimdi görüyorum çocukları kedilerin kuyruklarına teneke bağlıyorlar, köpeklere vuruyorlar. Bunların çoğu nedeni o tabletlerinde ki oyunlar, plazmalarında ki çizgi filmler hep.
Biz saygı da duyardık büyüklerimize. Cevap vermezdik hiç. Baz küçük muzipliklerimizi de (ilk ve son olan cama yumurta atma ve araba lastiğinin havasını indirmek gibi) görmezden gelirlerdi, kızmazdı onlar bize hiç çünkü masum çocuktuk biz. Şimdiki çocuklar gibi çok bilmiş, şımarık afacanlardan değildik.
Ya biz mücadeleyi sokakta öğrendik. İstediğimizi çalışarak, didinerek. mücadele ederek elde etmeyi sokakta öğrendik. Haksızlığa karşı gelmeyi ''ağabeylerimiz hadi evlerinize biz top oynayacağız'' dediklerinde mücadele edip sokağı onlardan aldığımızda öğrendik. Sokak bizimdi çünkü. Şimdi ki çocuklar haksızlıkla mücadeleyi Twitter ve Facebookta ''Off bu hayat çok saçma yaaa'' demek sanıyorlar. Çok yazık be...
Ben çok üzülüyorum şimdi ki çocuklara çünkü bilmiyorlar onlar çocukluğu. Oturdukları site gibi küçücük dünyaları. Hayalleri küçücük. En basiti bilmiyorlar tozlu hatta çamurlu ellerle yenen salçalı ekmeğin tadını.
He bizim bir de masum çocukluk aşklarımız olurdu şimdikiler gibi değildi. Platonik olurdu zaten ayıplardık biz o yaşta el ele gezmeyi. En fazla ufak maniler yazar verirdik birbirimize ya da okulun bahçesinde top oynardık. Üzülüyorum şimdikilere çocukluk aşklarını bile abartılı yaşıyorlar. Ellerinde ki oyuncaklarında gördükleri gibi sanıyorlar. Abartılı ve müstehcen...
He bizim bir de masum çocukluk aşklarımız olurdu şimdikiler gibi değildi. Platonik olurdu zaten ayıplardık biz o yaşta el ele gezmeyi. En fazla ufak maniler yazar verirdik birbirimize ya da okulun bahçesinde top oynardık. Üzülüyorum şimdikilere çocukluk aşklarını bile abartılı yaşıyorlar. Ellerinde ki oyuncaklarında gördükleri gibi sanıyorlar. Abartılı ve müstehcen...
Selam olsun mahallede büyüyen özgür ruhlu, hayata tutunmayı öğrenmiş çocuklardan size sanal alemin, küçük sitelerin çok bilmiş çocukları. Selam olsun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder