Mesela çok ve çok fazla iddialı ya da hırslı olmayan bir kadının, duygusal anlamda bir ilişkiye başlayacağı erkekte aradığı en temel özellik anlaşabilmektir. Çok bilindik bir cümle vardır ya hani ''Kadınlar onları güldürebilen erkekleri severler.'' diye o sözün asıl anlatmak istediği, kadınların yanındayken eğlendiği, huzurlu olduğu ya da hoş vakit geçirdiği erkeği sevmesidir. Eğer bir erkekle anlaşabiliyorsa bir kadın, onun için o erkeğin dış görünüşünün pek fazla önemi yoktur. Bütün diğer olumsuz etkenler çoktan ortadan kalkmıştır. Geriye sadece karşı taraftan gelecek o küçük ama güzel adım kalmıştır. Yani duygularına karşılık bulmak, erkeğinde onunlayken eğlendiğini bilmek ve diğer bütün etkenlerin ortadan kalktığını bilmek. Burada kadının hissettiği ve karşı tarafında hissetmesini istediği şey ''Ben sevdiğim zaman o zaten dünyadaki en mükemmel insandır!'' teorisidir.
Ama erkekler için bu böyle değildir. Bir erkek ister yakışıklı, ister karizmatik, ister öz güvenli ya da öz güvensiz olsun karşı taraf da ilk aradığı şey dış görünüştür. Eğer bir erkek kadının dış görünüşünü beğendiyse dikkate alacağı ikinci şey kadının zekasıdır. Hiçbir erkek kendisinden daha zeki bir kadınla birlikte olmak istemez çünkü kadını inandıramamaktan korkar. Ve kadın için önemli olan bütün o eğlenmek, anlaşmak gibi kavramlar erkek için sonradan gelir. Öncelik olan erkeğin kadını beğenmesi ve istemesidir.
Eğer erkek isterse kadının pek fazla söze hakkı yoktur. Erkek o kadını bir şekilde elde eder. Çünkü farkındadır kadınların önce soyut kavramlara öncelik verdiğinin. İşin en acı yanı kadınlarında bunu biliyor olmasıdır. Yani bile bile lades derler...
Başta söylediğim gibi ataerkil yapımızdan dolayı mıdır nedir kadın bunu bile bile erkeğe karşı gelmez. Belki de gelemez. Öyledir ki bazen kendine öz güveni olan bir kadın, kendine güveni olmayan bir erkeğe hoş gözükmediğini anladığında belkide çok baskın olan duygularını içinde tutmak zorunda kalır. Çünkü er kişi onu beğenmemiştir, istemiyordur. Şimdi kadına düşen susmak ve bunu kabullenmek usul usul ona cansız bir varlık muamelesi yapan erkeğin hayatından çıkmaktır. Üstelik bunun için kendini kötü hissetmelidir, üzülmelidir. Erkeğin bütün olumsuzluklarına rağmen o erkeğe güzel şeyler beslediği halde sessiz kalan kadın, suçu kendinde aramalıdır, Kendini çirkin hissetmelidir. Kendini aşağılık bir varlık gibi hissetmelidir. Çünkü saçı uzun ya da kısa olduğu için belkide boyu kısa ya da uzun olduğu için, ya çok zayıf olduğu için ya da çok kilolu olduğundan dolayı hatta saç veya göz renginden ötürü erkek kadını beğenmemiştir. Ve tüm bunlar kadının suçudur.
Oysaki erkek mükemmeldir. Bir kadını görür, beğenir, ister ve alır. Kadın ya onun 'malı' olur ya da olmaz. Çünkü göze hoş gelmez. Ve her erkek mükemmeldir ama kadınlar için aynı şey söz konusu değildir. Kadınlar ikiye ayrılır; ''güzel'' kadınlar ve ''çirkin'' kadınlar. Bir kadın ya erkeğin yanına yakışıp onun 'kadını' olur ya da yanına yakışmaz ve hislerini içine atar.
Çünkü her erkek birer beyaz atlı prenstir ama her kadın daima güzel bir prenses değildir...
Ve ne yazık ki kadın bunu kabullenmiştir...