22 Mart 2014 Cumartesi

Mini mini bir kuş donmuştu...

Şimdi arkanıza yaslanıp bu yazıyı okurken, iyice yazdıklarımı bir düşünün.

Bir ülke düşünün, kökleri  600 yıllık bir imparatorluğa dayansın. O zamanlar bütün dünya ülkeleri  önünde diz çöksün, kimseye boyun eğmesin. Öyle bir ülke ki bu ülke kimsenin alamadığı yerleri alsın, kimsenin ulaşamadığı topraklara ulaşsın üstelik ilk dünya haritalarından biri bu İmparatorluğun Kaptan-ı Deryası tarafından çizilsin. Bütün dünya ülkeleri bu imparatorluğu yıkmak için ağızlarının suyu aka aka anlaşmalar yapsın, kuyusunu kazsın, gizli anlaşmalarla Doğu'yu Fransız'a Batı'yı İtalyan'a diye diye çeşitli savaşlara sürüklesinler. Ve sonra sarışın mavi gözlü aslen Selanik'li bir yiğit çıksın, her şeye meydan okusun, tek hayali de Cumhuriyet olsun. Ve bu yiğit bütün hayallerini savaşa savaşa, direne direne bir bir gerçekleştirsin. Önce Cumhuriyet'i ilan etsin,sonra İmparatorluğunun adını burada yaşayan ırkın adından oluşan bir isimle değiştirsin. Daha sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı vererek bu ülkenin kadınını çoğu Avrupa ülkesinde ki kadınlardan daha ileri seviyeye taşısın. Zamanla bu yiğidin savaşarak ve direnerek kurduğu bu ülkenin başına bir çok yönetici gelsin. İyi kötü hepsi bu ülkeyi bir şekilde idare etsin. Sonra zamanla ülkenin kurucusunun köklerinden daha ileri bir medeniyet seviyesinde inşa ettiği bu  ülkeye dönem dönem bazı yasaklar gelsin. Mesela bazen bu ülkenin bazı idarecileri asılsın bazen de gençleri asılsın. Sonra düşünen gençler bazı güçler tarafından birbirine kırdırılsın sağcı solcu diye giydikleri parkalardan, taktıkları atkılardan ayrılsınlar. Sağcılar birileri tarafından öldürülsün suç solculara kalsın, solcular birileri tarafından öldürülsün suç sağcıların üstüne kalsın. Ve sonra bazı düşünen gençleri düşündükleri için, bazı kitap okuyan gençleri kitap okudukları için hapse atsınlar. O yiğidin belki de imparatorluk düzenini değiştirmek istemesinin bazı nedenlerinden biri de paşaların, sadrazamların ve alimlerin düşünceleri yüzünden sorgusuz sualsiz öldürülmesidir bunu ben bilemem ama bildiğim ve emin olduğum bir şey varsa o da  Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine malik siyasi bir fikre malik olmak seçtiği bir dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.” sözlerini söyleyen ve onun karakterine sahip olan birinin düşünce yayma hürriyetini asla engellemeyeceği bu yüzden bir çok genci cezalandırmayacağıdır.

 Velhasılıkelam bu ülke öyle bir ülke ki 'demokrasiyle' yönetildiği modern bir dönemde halk içinde çok yaygın olarak kullanılan bir sosyal paylaşım ortamı tam da yerel seçim haftasında bir sabah uyanılıyor ki ülkenin yöneticisinin de dediği gibi kökünden kazınmış. Yalnız bu ülke de hep bazı şeyler biraz eksik yapılırmış. Öyle ki bu kökten kazıma da biraz eksik yapılmış çünkü bu ülke de yaşayan gençler ve bu kökünden kazıma işlemini gerçekleştiren iktidar partisinin mensupları yasaktan bir kaç saat sonra kökleri tam olarak kazınamayan bu platforma yeniden girmişler. Böyle bir çağda böyle bir ülke de bazı yasaklamaların, kısıtlamaların, engellemelerin olması ne kadar doğru bu çok büyük bir tartışma konusudur. Fakat böyle bir dönemde tabiiri caizse bir kuşun ötmesini durduramazsın. Sadece bilgisayarının penceresine konan mini mini bir kuşun hızlıca donuşunu ve o hızlı donuşun hızlı çözülüşünü izlersin...
Özetle, bazen mini mini bir kuşu sadece dondurursun.

Bu ara da umarım yazdıklarımı okurken bunları iyice düşünmüşsünüzdür çünkü bir kez düşünseniz her şeyi daha net anlayacaksınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder